12 Kasım 2009 Perşembe

Kalbime düşen her yağmur damlası...

Bloguma şöyle bir göz gezdirdim de geçmişte ki yazılarımı,düşüncelerimi,kaçıp kurtulmaya çalıştıklarımı,hala kaçıp kurtulamadıklarımı okudum,okudum..Silmek istedim silemedim,bunca zamana rağmen zihnimden de silemediğim gibi..Atmaya kıyamadığım gibi..
Her anı,her gün,her bindiğim otobüs,her yaptığım yolculuk,her gittiğim şehir gibi benimlesin hala..Seni de unutmuyorum hiç bir şeyi unutmadığım gibi..Güzel olan,kötü olan ama ne olursa olsun benimle olan hiç bir şeyi silemediğim gibi..
Zaman geçti üzerinden hatta aylar geçti mevsimler geçti ama bak hala aklımdasın,seni düşündükçe yüzümde bir gülümseme hala beliriyor,ardından gözlerim yine doluyor..Yorganı iyice üzerime çekiyorum gözlerimi sımsıkı kapıyorum uyuyabilmek için,rüyama yeniden gelebilesin diye tüm yolları açıyorum sana..Ama gelmiyorsun,bekliyorum ama yoksun..Uykularım aylardır huzursuz,çünkü ilk kez ve sadece bir kez senin kollarında tatmıştım huzuru..Huzur sensin ama yoksun..Gitmesen olmazmıydı ya da beni göndermesen..Bir şekilde bir kalamazmıydık sanki?Neden izin vermedin huzurla uyumamıza her gece?
Aylar geçti diyorum işte,aylardır damla huzur yok..Dinlenemiyorum,mutlu olamıyorum uykularımda ise sadece kabuslar kaldı kala kala..Sabahları çoğu kez gece sıçrayarak uyanıyorum..Bakıyorum yine yoksun,hiç gelmemişsin..ben seni beklerken uyuya kalmışım ama gelmeyeceğini anlayınca tüm kabuslar üşüşüyor üzerime üzerime..Kabul etmekten başka çarem kalmadı..Yoksun,bir daha olmayacaksın..Öyle ihtiyacım var ki sana,kaşrılıklı şarap içmeye,ben daha ağzımı açmadan düşündüklerimi yüzüme yüzüme söylemene,zihnimi kalbimi okumana..Yoruldum çok..beni yormadan sevmene..yavaş yavaş öpmene..ılık rüzgarlara karşı yüksekte durup şehire bakmaya,sarılıp sımsıkı biteceğini bile bile saçlarımı okşamana..Gel diyemem sana,seni bekliyorum diyemem,seni sevdiğimi söyleyemem ama bunları az da olsa anlayabil diye emin ol çok şey yaptım ve yapıyorum..ama sen çok uzakta ve çok yüksektesin..yağmur bulutlarının ardındasın,ve her düşürdüğün yağmur damlası benim ta kalbimin ortasına damlıyor..Mutsuz değilim senin bir parçan olduğu için kalbim çırılçıplak duruyor yağmura karşı..damlalarında seni arıyorum,buluyorum da ama yine yine ve her zaman olacağı gibi yine kaybediyorum..Düşüp gidiyorsun oysa ben seni sonsuza dek tutmak,seninle ıslanmak istiyorum..Keşke gitmesen,keşke benimle kalabilsen,keşke yine gelsen rüyama,gelsen ve hiç bırakmasan beni bu huzursuz yerde...Daha ne yapmalıyım sana kavuşabilmek adına..Yoruldum diyorum anla artık..Biraz da sen anla...

01 Kasım 2009 Pazar

yine yalnızlık

Bir haftadır İnegöl' de babaannemdeydim,huzur ve mutluluk depoladım tabii bir hafta da kilo da aldım:) arkadaşlarımı,sevdiklerimi gördüm özlem giderdim,bu gün İstanbul'a döndüm ama hiç istemedim dönmek...Buradaki hayatım berbat...sıkıcı,mutsuz,tatsız tuzsuz bir gri...
Çocukluk anılarımı yeniden yaşadım babaannemde.o günlere geri dönebilsem keşke..bol şekerli bol çikolatalı ve çilekli..cıvıl cıvıl renkli...herşeyi bırakıp kaçmak istiyorum bunu sık sık yazıyorum zaten bıktınız biliyorum ancak kendimi de bir yerden sonra dizginleyemiyorum içime attıkça boğuluyorum bari yazıp rahat edeyim diyorum..Artık eskisi kadar sık yazamıyorum,çünkü dersler ağırlaşmaya başladı ve vaktimi alıyor..Her hafta düzenli olarak psikolojik danışmanımla görüşüyorum bu bana iyi geliyor o bir nevi arkadaşım oldu,konuşacak kimsem olmadığı için sadece ona anlattığım için sanırım bu arkadaşlık hissi..bu yüzden çarşamba günlerini iple çekiyorum..Bunun dışında annemi bayramda görebileceğim Bursa'da buluşacağız..Ablam ve babamı göremeyeceğim tabii onlar Fethiye'de çünkü..Neyse ki zaman hızlıca akıp gidiyor sömestr'de gideceğim yanlarına..Anlayacağınız benim işim hep gün saymak..Hep zamanla yarışmak.hep zamanla uzlaşmak..
Yeni ev arkadaşımla anlaşacağız gibi görünüyor iyi bir kız,şirincene..bu akşam evi temizledik bir güzel,sonra sıcak bir duş ve kahve keyfi..biraz çalıştım şimdi de yatmaya hazırlanıyorum..Yarın koşturmaca başlıyor yine...neyse herkese kolay gelsin..

18 Ekim 2009 Pazar

Bir cumartesi daha bitti..
Bir hafta daha geçti..
Zamanın hızına şaşırmaya bile zamanım olmuyor artık,anlayamıyorum nasıl günlerin son bulduğunu,diyorlardı da inanmıyordum dersler başladığında düşünmeye bile fırsat bulamayacaksın diye..Haklılarmış..
Artık daha az düşüncelerimle boğuşuyorum,aslında gittiğim psikolog da işe yarayacak gibi görünüyor,kimseye anlatamayacağım şeyleri onunla paylaşıyorum bu insanı gerçekten rahatlatıyor nedense..İçimden çıkartıp atamadığım şeyleri paylaşıyoruz ve hafifliyorum adeta..herşeyin yoluna gireceğine inanıyorum zorlanacağım elbette ama eninde sonuda geçecek..
Ben genelde karamsar biriyim,ve her zaman herşeyin en kötüsü aklıma gelir,sanki Dünyaya kazıklanmak için bir ben gelmişi gibi:)
Öyle değil bu işler elbette..Ben sıkıntı mı çektim hayatımda sanki,ailemden uzaktayım diye dünyanın sonumu gelecek?Hayır!
Herşey benim daha iyi bir geleceğe sahip olmam için..Beni kimse zorlamadı git İstanbul'da oku diye,kendim tutturdum,kendim istedim kendim karar verdim,ailem de beni destekledi her zaman olduğu gibi,onlar daha da çok merakta ve özlemekteler beni..Ben burada zamansızlıktan bahsederken onlar bütün gün beni düşünüyorlar acaba ne yapıyor iyi mi diye...
Benim de salak saçma mutsuzluklarımdan onlar mesul değil yani,ve benim de güçlü olup onlara destek olmam lazım..
Kısacası iyileşme sürecine girdim sayılır,önceki bloglarımda zırvaladığım kadar mutsuz değilim şimdi,insan yaşayacak ya da mutlu olacak bir şeyler buluyor mutlaka bakmasını,görmesini bilsin yeter ki..
Benim tek hedefim başarı...başka bir cacık değil...onun için buradayım onun için alıştığım tüm rahatlıktan uzak bir hayattayım ve başaracağım....

09 Ekim 2009 Cuma

Lanet olsun ki grip oldum,bu gün yataktan çıkmak tam bir işkenceydi,ki zaten derse de geç kaldım uyuyakaldığım için..Hem de quizimiz vardı,neyse ki kaçırmadım..ancak ileriki saatlerde daha da ağırlaştım,Leyla revire götürdü beni çok iyi niyetli çok masum bir kız o..oruçlu olmasına rağmen gitmiş bana çay almış içeyim diye,içimi ısıtan bir saflığı var..Revir'de muayeneden geçtikten sonra totomdan iğneyi de yedim bir güzel..eve git dediler ama dersi kaçırmak istemedim ki zaten epey bir geri kalmışlığım var ilk hafta!dan..
kısacası zor zahmet dayandım günü noktaladım,eve döndüm,ancak bir iş yapamadım oda darmadağınık..Hanımın çiftliğini izleyeceğim koltukta yattığım yerden banane hastayım ben:)
14 ekimde psikolog randevum var,bakalım derdim neymiş?
15 ekim ise büyük gün!önemli bir quizim var ve aynı anda santralistanbul'da görevim var..quiz'den fırlayıp santral'e geçmem lazım,ayrıca ne giyeceğimi de bilmiyorum umarım iyileşmiş olurum o güne kadar..İlk türk kültür bakanı'nı ağırlayacağız kampüsümüzde,benim görevim de konuşma anını video'ya çekmek..18'de konuşma başlayacak,20'de kokteyl başlayacak epey bir koşturma yaşayacağız o gün dediğim gibi tek istediğim iyileşmek o tarihe kadar..her görevi eksiksiz yerine getirmeliyim bu çok önemli benim için..hadi bakalım yüzüm kara çıkmaz inşallah:) heheheh ammaaaa akşamına sarhoş olacağım kesin:)
şimdi annemin yoğurtlu naneli çorbası olacaktı işte bu süper olurdu,ama yok maalesef..annem çook uzakta,tüm ailem çook uzakta..Söylemedim hastayım diye,üzülürler şimdi gerek yok..ama sıkı bir çorbaya ardından da ıhlamur'a ihtiyacım var...aslında benim aileme ihtiyacım var..tek istediğim huzur..tek istediğim sevgi..

04 Ekim 2009 Pazar

pazar miskinliği

yağmur yağıyor,herkes beni ağlatacak bir sebep buluyor bu pazar sabahında..
mutsuzum gücüm bitmek üzere..sarılıp sığınacağım dallar beni sarmıyor artık..daha çok itiyor dışarıya doğru,aşağı doğru..denize atıp kurtarsam mı herkesi ben'den daha mutlu olur ardımdan?ne düşüneceğimi bilmiyorum artık..o kadar savunmasız ve o kadar korunmasız kaldım ki İstanbul'da...Ailemi isitiyorum,onlar beni hep seviyor hep koruyor..İstanbul beni yine istemiyor,belki de dönmeliyim yine yol yakınken..bu son şansımken yine çöpe atmalıyım herşeyi..ama kıyamıyorum..burada bulunma sebebim sadece okul değil ki,bir kez daha ben gidiyorum diyemem bu kez kaybederiz herşeyi..olmaz yapmam asla,gidemem bu yüzden..acı da çeksem katlanıcam buna,rüzgarlara,yağmurlara...belki bir gün yine yanımda olur!...

01 Ekim 2009 Perşembe

İstanbul'da sonbahar

Gül kurusu renginde günler yaşıyorum..
İstanbul'a geldiğimden beri yüzümdeki buruk ifade gitmedi,son olarak bu akşam ağlama seansım gerçekleşti bir hafta tutmuşken kendimi bu akşam dayanamadım..
Ev arkadaşım sakinleşmem için beşiktaş sahile götürdü,iki adım yoldu zaten,açıldım biraz hava alınca,ben böyle ağladığımda insanlarla haşır neşir olmayı ya da beni görmelerinden hoşlanmam,ancak iyi geldiğini de itiraf etmeliyim arkadaşımın sözlerinin...
paylaşmak ve paylaşabileceğin dostlarının olması çok güzel..tüm yalnızlığıma rağmen bu akşam bunu farkedince daha da katlanır oldu bu şehir..
ailemden uzakta yaşamaya alışmaya çalıştığımın 10.günüydü..Okulum pazartesi başladı,günler akıp gidiyor gitmesine de bana yıl gibi geliyor saatler..
Ailem burnumda tütüyor,herşeyi çok özledim..Annemin olduğu her şeyi özledim herkesi özledim..
Görevli öğrenci zımbırtısına şirin görünümlü bir hoca'ya emanet edildim,bakalım
ne işler çevireceğiz beraber..Umarım uyuz biri değildir..
Fatih tam gaz çalışmaya devam ediyor akabinde ilgi alaka göremiyorum fazla..Beni üzecek bazı hareketlerde bulunuyor,tahmin edemez nasıl incindiğimi..
kendimi telkin etmeye çalışıyorum,ancak bir yerde ben de taşıyorum..
Yola girecek diye ümit ediyorum,bir gün herşey yoluna girecek..

uyumalıyım,uyanık kalabileceğim son gecem bu tadını çıkarmaya çalışıyorum..yarından itibaren iki katı koşturacağım çünkü kampüsler arasında...
Hayat..beni bekler...


19 Eylül 2009 Cumartesi

Yine,yeni bir elveda..

beyaz odamda son günüm,son gecem..valiz hazırlamakla geçti günüm,anneme bayram tatlısını hazırlamasında yardım ettim,biraz temizlik yaptım ve her zaman ki gibi pırıl pırıl olan evimize bir göz gezdirdim,duvarlarına dokundum,oturdum ağladım iki damla...
istemiyorum,gitmek istemiyorum,mecbur olmasam bu gidişe annemin dizinin dibinden ayrılmasam hiç,her istediğine''peki anne''desem keşke..İstanbul'un keşmekeşine karışmak,tozunda toğrağında kirlenmek istemiyorum..Korkuyorum,isteksizim..
''Herşey güzel olacak''yalanına sığınmak huzursuzluğumu dindirmeye yardım eder mi? ya da düşüncelere dalmamak adına sürekli bir şeyler yapsam..Boş vakit ayırmasam kendime...
Kendimi dinlemeye fırsatım olmasa o zaman belki daha katlanılır olur hayatım..Gün gelir geçer akşam olur akşam biter sabah olur vs...aylar nasıl geçmiş bir bakmışım anlayamamışım...
İşte böyle bir şey mümkün mü?
Sevdiğim her şeyim burada kalıyor,almıyorum yanıma,anılarımı minik pırıltılarımı burada bırakıyorum bir gün gelip huzurla alacağım,onları yanımda götürürsem İstanbul kirletir onları kaybederim..
orada beni bekleyen kimse yok,yolumu gözleyen kimse yok..beni koşulsuzca seven insanları ardımda bırakıp gidiyorum yapayalnızlığa adım adım...
ne üniversiter ortamı,ne gece gezmeleri ne partiler...hiçbirinde gözüm yok bunları yaşamamış insan da değilim zaten,tek istediğim birazcık huzur her zaman..bu akşam çok sevdiğim için mangal yakılacak,zaten tüm hafta peş peşe tüm sevdiğim yemekler bol bol yapıldı yedim bitirdim..Biliyorum ki hiç bir yerde annemin yemeklerinin tadını bulamayacağım..çarşafımda yastığımda ki beyaz sabun kokusunu hiç bir yerde duyamayacağım...En kötüsü beni gerçekten seven herkesten çok uzakta olacağım...babam rakı içerken bahçeyi dolduran anason kokusunu,annemin mis kokusunu,ablamla kavga etmeyi,köpüğün patilerini öpmeyi,küçücük odamda kitap okumayı çok özleyeceğim.

05 Eylül 2009 Cumartesi

garip kaldım şimdi gurbet ellerde.....

Bu gece efkarlıyım,özlemlerim peşimi bırakmıyor..
özlediğim onca şey var ki..ve kavuşamayacağım özlemler bunlar,gideremeyeceğim özlemler..
yıllar öncesine dair özlemler,saflığa özlemler,okul sıralarına özlemler...karda yuvarlanmaya,okul çıkışlarında gidilen anneanne evine,tatillerde gidilen babaanneye özlemler...elimde kalanlar ise buruk anılar..güzel günler,soğuk geceler uzun ama bir nefeste geçip giden yıllar var ardından bakakaldığım..
şimdi kavuşabileceklerim yok denecek kadar az ve bir o kadar uzakta...yollar girince araya insan daha bir hassaslaşıyor bu konularda..şimdi doğduğum şehire çocukluğuma,saflığıma öyle uzaktayım ki..sıla özlemi mi bu şimdi,ama ben oraları sevmezdimki..ama seviyormuşum demek,yoksa neden burnumda tütsün oradaki anılarım,yıllarım...
Yavuz bingöl dinliyorum,özlemlerime ortak oldu gecenin bir yarısı türküleri...en sevdiğim türküleri söylüyor,ağlıyorum gizlice..herkes uyudu,ben düşlüyorum geçmişi geleceği...gelecek ne getirecek bilmiyorum..ama asla çocukluk anılarımı bir daha bulamayacağım hiçbir yerde hiçbir zaman...ayrılıklar sardı ömrümü,hep sevilen şeylerden ayrıldık bir şekilde..insan hayatı ne zor,anın kıymetini bilmeli ölümsüzleştirmeli bir şekilde,yaşlandığımızda anacağımız,güzel şeyler olmalı,efkarlanıp özleyeceğimiz günler olmalı...

zamanın hızına şaşıyorum elimden hayatım akıp gidiyor,yüzümde çizgiler belirecek aklar düşecek saçlarıma,sevdiklerime veda etmek zorunda kalacağım ölüm denen soğuk şey hep kapıda...Güz ayrılık taşırmış,hep ayrılıklardan söz ediyorum farkındayım..hayata sarılmalı,güze inat tutunmalı,sevmeliyiz her şeyi...elimizde avucumuzda bir boşluğa bakakalmamalıyız.....

kederli kederli yazıyorum böyle,ama içimde bir umut her zaman vardır bilirim kendimi..bakmayın hüzünlendiğime...Bana gülmeler yaraşır:)

22 Ağustos 2009 Cumartesi

sıradan bir gün

sarı sıcak bir gün daha bitmek üzere,doğduğum şehirde ağaçlar yaprak dökmeye başlamıştır,burada tık yok..Ramazan başladı bile,2.günü bu gün,oruç tutmuyorum..kandırmaca yapamayacağım içimden gelmiyor..ve evet bu sıcakta susuzluğa dayanamıyorum..beklenen misafir yolda,geliyor 4 saat sonra burada olacak..sabahtan başlayan bir koşturmaca var,her gün yapılan işler daha bir özenli yapılıyor şimdi..nihayet perdelerimizi astık,üşeniyorduk günlerdir,artık salona güneş sızamıyor ne mutlu...sabah bahçede omuzuma bir örümcek konmuş,üfledim uçtu gitti,bir kaç gün öncesinde olsa basardım çığlığı sanırım alışmaya başladım..kitaplarımı yerleştirecek bir yer ayarladım sıkış tepiş te olsa artık daha düzenli oldular,bu gün savaş ve barış'ı okumaya başladım,artık daha fazla vaktim olacak okumak için,mutluyum bu yüzden..düzenli hayat gibisi yok,benim gibi düzen manyağı biri için yeni taşınılmış evler intihar ettirir valla..aradığım hiç bir şeyi bulamıyordum..şimdi herşey yolunda....kedilerin mamasını verdim şimdi köpük kıskançlıktan kanser olacak yakında..ama ne yapabiliriz onlar daha bebek,mamaya ihtiyaçları daha fazla...zaten bir tane kardeşleri öldü iki gün önce..çok üzüldük..hayat işte..kedisine de köpeğine de insanına da acımıyor bazen minicikken bile...

21 Ağustos 2009 Cuma

göç

günlerdir nefes alacak vaktim yoktu,yazamadım pek...
doğup büyüdüğüm şehire,sokaklarında oynadığım semte,düşüp dizlerimi kanattığım yollara veda ettim...kolay olmadı ama inanıyorum ki nereye gidersem gideyim içimde büyüttüğüm o küçük kız ve küçücük dünyası da benimle gelecek...ardımda kalan eski aşklarım,eski dostlarım ailemin büyük bir bölümü,herşey ama herşey yine benimle burada...bir iz bile silmedim hafızamdan şehirden ayrılırken...oraya bir daha kolay kolay yolum düşmeyecek uzun bir süre biliyorum..Bu yüzden yaklaşık 14 saat süren uzun yolculuğumuz boyunca gözümü kırpmadım yolları,evleri seyrettim...upuzun yolları,virajları geçtik,bir sürü şehirden geçtik,sonunda sabah 4 gibi yeni evimize geldik..bizi fethiye girişinde babam karşıladı,köpük delirdi tabii onu görünce,sarıldık koklaştık uyuduk bir iki saat,kamyon bizden çok sonra geldi biz yerde çarşaf serip öyle uyuduk..tahtalar biraz sırtımızı acıttı ve her yer yeni boyandığından boya kokusu biraz başımı döndürsede en huzurlu uykumu uyudum o sabah...eşyalar geldi nihayet akşama kadar temel eşyalar yerini buldu,bu gün buraya gelişimizin 1.haftası ve hala tam olarak yerleşemedik...hala eksikler ve yapılacak minik işler var..tabii her gün iş yapmadık,denize gittik gezdik dolaştık...bahçe ile uğraşmaya başladım bu günlerde,çok işi var ama zamanla orası da cennet gibi olacak...kışa doğru turunçları toplayıp bir güzel reçel yapacağım:) babama söz verdim..köpük apartmanda büyümüş bir köpek olduğu için neye uğradığını şaşırdı..salon hanımı çizgisini kolay bırakamadı ama şu an doğaya ayak uydurmuş gibi görünüyor,en azından toprakta yatmaya başladı..bahçeye giren kedilerle başı biraz belada,zamanla onları da kovalamamayı öğrenecek yoksa bir pati yiyecek ki o anne kediden o zaman görücek gününü:)
kuyudaki su bitmiş ağaçları sularken zor oluyor hortumumuz bile çıkmadı daha piyasaya kovalarla su taşıyorum bahçeye..ha bu arada karıncalarla da benim başım dertte...alışamadım ben bir türlü..sanırım bende apartman çocuğu olmamdan dolayı adapte sorunu yaşayacağım bir müddet daha...odamı yerleştirdim çok şirin oldu,bir kaç eksiği var,kitaplarımı koyacağım bir yer yok duvarlara bir sürü raf yapacak babam çünkü sığdıramadım bir yere..bir de evde internet bağlantısı olmayacak,3g midir nedir ona talim ediyorum sınırlı olduğu için fazla bir şey yapamasam da yazmama ve genel ihtiyacımı görmeme yetiyor...önümüzde 2-3 ay daha yaz var,sıcaklar biraz azalsa da yine sıcak oluyormuş teyzeler söylüyor...ben şimdi mont ve eldivenlerime hasret kalacağım..allahtan yağmur oluyormuş:)ona talim artık nabalım...
he yine bu arada buradaki insanlar aşmış olayı,getto halinde yaşamıyor kimse,herkes iç içe...çingenesi de köylüsü de turisti de bir arada yaşıyor..gruplaşma olmaması hoşuma gitti..bir kaç kimsesiz teyze ve dede var mahalleli ortaklaşa yemek götürüyor,bunlar çok güzel minik detaylar..sokak hayvanları da taşla kovalanmıyor herkesin kapısı açık kediler köpekler koyun koyuna yatıyor..komşuluk kültürü ölmemiş ne kadar güzel..dün karşıki teyze bir tabak dolusu incir getirdi:) bir güzel yedim bende..bu akşam tabağını boş vermemek için tatlı yapacağım,adet böyle:=) tam da hayalimde ki gibi şehrin içinde olsa da şirin beyaz bir köy evi burası,arka sokağımızda kaya mezarları var dağa yaslanmış,fethiye kalesi de bahçedeki en güzel manzara,gece yıldızlar çok parlak ve yakın görünüyor,cır cır böcekleri kafa şişiriyor:)annemin çeyizinden dantelleri çıktı sonunda,her şey birbiriyle bütünleşti..bu beyazlığı sevdim..bu şehir de kristalleşebileceğime inanıyorum...hadi bakalım göreceğiz..

yeni hayata merhaba!

19 Ağustos 2009 Çarşamba

Aşk?

neler neler yazasım var neler neler haykırasım var ama susmak zorundayım..susmak çare mi elbette değil,içimdeki ses susmadıktan sonra..
iki kadın bir adam ya da tam tersi...yolunda gitmeyen ilişkilerde araya giren ikinci bedenlerden,ikinci kalplerden,ikinci yüzlerden uzaklaşmak,kaçmak hatıralara saygılı olmak gerek..yolunda gitmiyor diye başka tenlere sığınmak en büyük acizlik değil midir?
bilemiyorum,bir arkadaşım yaşadı bunu,birebir şahidiyim...çok seviyor,çok özlüyor onu..ne ayrılabiliyor ne tamamen bir olabiliyorlar..ama araya başka kadınları da almayı ihmal etmiyor..tek gecesini paylaşıp ertesi gün belli belirsiz bir sarılmadan sonra yollar ayrılıyor..yalnızlığıyla,pişmanlığıyla kalıyor yüksek katlı bir binadaki beyaz evinde...belki köpüşüyle dertleşiyordur gidenin arkasından..belki jack şişesine sarılıyordur..belki müzikle gevşemeye çalışıyordur..unutmaya çalıştığı o bir kaç saat mi ya da unutmaya çalıştığı ege'li kız mı bilemiyorum...bildiğim tek şey bir gecesine şahit olduğum bir ilişki..bitmek bilmeyen,sonu gelmeyen...biten ne bu durumda? bir kaç saat kaybı mı? bir kirlenmiş çarşaf daha mı? içi acıyan bir genç kadının göz yaşları mı? yoksa aldatan o adamın derin ve düşünceli bakışları mı? bunlardan bir haber olan o ege'li kadın mı? biten ne,giden ne hayatlardan?aşk mı bu şimdi? tutku nerede sabır nerede o zaman? bu mudur sevgi?15 günden fazla bekleyememek midir aşk? bunları ona soramadım,eşelemek istemedim çünkü bu işin içine daha fazla batmak istemedim..çünkü hiç halim yokken ona da ne akıl ne fikir verebilirdim...şimdi düşününce soracak çok sorum varmış fark ediyorum da..ama artık ne o adam'a sorular sorabilirim ne de bu aşka destek olabilirim...herşey için çok geç ve daha yazamadığım pek çok şey var...bir daha göremeyeceğim bir hayattı bu...şimdi ne haldeler bilmiyorum,sanırım barışmışlar ama ne olursa olsun tartışmaların sonu gelmeyecek biliyorum..araya giren kadınlardan dolayı değil,zihinlerde ki tükenmişlik ve alışkanlıklardan dolayı böyle sürer gider bu aşk! keşke diyebileceklerimi tutmasaydım o gece..belki minik bir iz,belki başka türlü bir iz bırakabilirdim aklında!

02 Ağustos 2009 Pazar

sıkıntı

dün gece de kızlarla buluştuk santral'de sun-day-sky'a gittik,portecho delisi ben gayet güzel eğlendim diğer hatun kişi pek eğlenemedi onun için üzüldüm..oradan nayah'a geçtik dans ettik bir güzel 4'e doğru taksiye atlayıp eve döndüm zaten ayakta kalacak halimde kalmamıştı 2 gündür aralıksız gezdim ve içtim..bu gün dinleniyorum evde tam bir pazar sendromu..sıkı bir kahveye ihtiyacım var ama nescafe filan istemiyorum az ileride starbaks'a kadar gitmeyede üşeniyorum sıkıldım çok birden bire...ne yapsam acaba?
bu akşam sattas çıkıyor ona mı gitsem bilemedim kararsızım....

01 Ağustos 2009 Cumartesi

cuma gecesi ardından

dün akşam evde kalacağımı yazmıştım en son değil mi?
o yazımın üzerinden 1 saat geçmeden kendimi sokakta buldum:) bir kaç arkadaşımla program yaptık,önce peyote'ye gittik ama terası kapalıymış,sonra asmalımescite baktık ağzına kadar doluydu,son umut olarak küçükbeyoğluna gittik ve enterasan bir şekilde yer bulduk biz 5 kişiydik sıkıştık bi köşeye işte yan masadaki sevgilililerle kaynaştık filan,muhabbet geyik şamata harikaydı ben de en sonunda ur'uma kavuştum,pi'de yapılan kadar güzel olmasa da idare ettim bailey's az koymuşlardı daha çok nar şurubu içtim:)
herneyse gece 2 gibi kalktık sokak pilavcısında pilav yedik ben eve döndüm ve ablamlarla takıldım biraz,ama başım çok ağrıyordu 4 gibi sızdım:)
sabah ilk uyanışım susuzluğumdan dolayı idi,suyumu içtim yine uyudum ve bu kez çok sıkıcı bir kabusla sıçradım yerimden..her anımda çok güzel andığım bir kişiyi bana büyük bir kötülük yaparken gördüm çok üzüldüm..neyse şimdi ayıldım sanırım,kahve kokusu sardı her yeri,hava da bir açıp bir kapamasa çok güzel olacak..pencereden valikonağı caddesindeki insanları seyrediyorum herkesin bir acelesi var..ablam hala uyuyor bende yazmak istedim farkındayım bi kaç gündür sadece günlük tarzında yazıyorum ama içimden geldiği gibi yazmak da bu olsa gerek:)
hem bir arkadaşımın sevdiğim bir iletisi var:''Anı yazmak ölümün elinden bir şey kurtarmaktır''diye..tam olarak böyle mi unuttum ama bunun gibi bi şeydi...bende şimdi bunları yazarak aslında hiç önemli olmayan bi iki zıvır kurtardım ölümün elinden..

31 Temmuz 2009 Cuma

yorucu bir günün ardından

dün gece çok geç yatıp sabah çok erken kalkıp İstanbul yollarına düştüm ablamla birlikte..henüz ayılamamış bir halde ilk bulduğumuz otobüse atladık,yaklaşık bir saat rötarlı geldik çünkü gebze'de yağmur nedeniyle araçlar birbirine girmiş ve kötü haldelerdi..zaten ordan sonra uyumuşum uyandığımda ataşehirdeydik:(
alibeyköy'e geldik ve taksiye atlayıp nişantaşına eve geldik,bu seferde kapıcıyı bulamadık bir türlü,anahtarlar ondaydı neyse yine bekleyiş sonrası eve girebildik bu seferde temizlikçi çıkmadan önce alarmı çalıştırdığı için bütün nişantaşı cır cır ötmeye başladı..güvenlikçiler aradı filan..of..eve girer girmez duşa girme planımı ertelemek zorunda kaldım kısa süreliğine..kısacası herşey beni fazlasıyla yordu bu akşam evdeyim bir yere kıpırdamaya niyetim yok,hoş teklif eden de yok:( herneye birazdan Jack'e girişicem bütün gece de içicem :) hayat güzel be:) salı günkü sınavdan bahsetmeme gerek bile yok onun stresi beni öldürüyor çünkü:(offff neyse en son hayat güzel dedim bozmıyım şimdi :) hayat herşeye rağmen güzeeeeeeeeeeeel!!!!!!!!!!!!

29 Temmuz 2009 Çarşamba

Kalbini engelleme!Engelleri kaldır!!

Her şey “insan” olmakla başlar. Hepimiz aynı şekilde
doğduk, aynı şekilde
doyduk, çocuk olduk. Sonra büyüdük, olduk. Kadın ve
erkek olduk. Yaşlı ve genç.
Özgür ve tutuklu. Siyah ve beyaz. Farklı
sıfatlar verildi her birimize: uzun,
kısa, şişman, güzel, çirkin, “engelli”
olduk. Eşit olamadık bir tek. Hani herkes
eşitti hayatta?! Neden bazıları
daha eşittir ki bu hayatta!


Sen… Sokağa
çıktığında kaç tane engelli ile
karşılaşıyorsun? Karşılaştığında ne
düşünüyorsun? Bir şey düşünüyor musun?
Türkiye nüfusunun yüzde kaçı engelli
biliyor musun? Sokakta bir engelli
görmek için kaç engelin var farkında mısın?
Peki onların nasıl
yaşa(yama)dıklarının?
Büyüdüğünde kim olursan ol, ne
yaparsan yap eşit
yaşamak için çalışan insanlar var burada! Her insanın birçok
engeli ve bir
kalbi var. Kalbini engelleme, engelleri kaldır!

Eğer sen de
insan olmayı
önemsiyor, “bir engel de ben olmayayım”
diyorsan;
http://www.engellerikaldir.com ‘a girerek destekleyenlere kendi
adını
ekleyerek hassasiyetini gösterebilir, facebook grubuna tüm listeni davet
edebilir, msn iletine web site adresini yazabilir, blog veya sahip olduğun
mecralarda konuya yer verebilir, konu hakkında fikir ve önerilerini
e-posta gönderebilir, sponsor olabileceğini düşündüğün tanıdıklarına konuyu
paylaşabilirsin.
Gün gelecek, herkes önce “insan”
olacak…



Engelleri Kaldır
Hareketi


www.Engellerikaldir.com


adı yok

Kimsenin vakit ayırmadığı biriyim
biliyorum
Sıradan bir alışkanlık,körleşmiş
bir küçük ayrıntıyım
biliyorum
Bir sigaranın tutuluşu örneğin
içilişi ve sonra atılışı
Öfkem biraz da bu benim
Ya siz biliyormusunuz?
Saygısızsam,saldırgansam ve acımasız
ilgisizlik besliyor kötü yanlarımı
Ya siz biliyormusunuz?
Yakıştırarak giydiğim hiç birşeyim yok
öyle tiksiniyorum ki üstümdeki giysilerden
gücüm yetse inan,becerebilsem
Tenimi bile soyunurum yüreğimden...

27 Temmuz 2009 Pazartesi

Herşey için geç kalınmış

Bu gün iyice kavradım bunu..Herşey için geç kalınmış..
Yapacak hiç bir şeyim yok elimde..Ne sana ulaşabilirim,ne sen beni sevebilirsin,ne ben yerimden bir adım atabilirim..Kavuşmak gibi bir umudumuz yok,muhtemelen en son bıraktığım gibi yaşamayı sürdürüyorsundur,iş güç peşinde,giden sevgilinin derdindesindir,aklından bile geçmiyorsun değil mi,bir an bile..Biliyorum bu çok acı..Ve kendi başıma yaşıyorum bu acıyı..Yüzüme baktıkça görüyorum seni,gözlerimde gizli kalmış bir ışıktasın,umudum yok hiç olmadı ama bu kadarı da fazla,giderken arkamı dönüp son defa bakamadım bile yüzüne,asansöre bindim ve arkama hiç bakmadım,arkam dönük el salladım sana..Sen ne yaptın göremedim..şimdi keşke arkama baksaymışım diyorum,o cesareti gösterseydim keşke,en azından son anı da kazırdım hafızama,boynuna sarıldım sende bana,birbirimizin boynunu koklayıp,öptük son kez,hiç bir şey yokmuş gibi,hoşçakal diyebildim sana en azından bunu yapabilmişim giderken..Keşke dur gitme diyebilseydin sende,Ama yok olmaz bunu da hep bildim,24 saat içinde o kadar çok şey bildim ki sana ait olan,ve 24 saat içinde bile değil hatta çok daha kısa bir zamanda öylesine sevdim ki sana ait olan herşeyi...Bazen geçen zamandan daha fazladır herşey,yaşanılanların değeri kısa zamana inat kocaman hisler barındırıyordur,bunu biliyorsundur umarım,en azından bunu bilmeni isterdim..Balkondan bağıra bağıra seni unutmak istemiyorum diye haykırmak istiyorum sesim sana kadar gelebilir mi acaba?bilemiyorum,bildiğim şeyleri de sen bilmiyorsun..
keşke bilebilseydin(!)

Huzur'um?

Yağmur bulutları var gökyüzünde,hava kasvetli mi kasvetli,serin ama bir o kadar da sıkıcı, ruhum sıkılıyor,hiç bir şey yapmak istemiyorum,ama yapmam gereken o kadar çok şey yığıldı ki..
Günlerdir sadece düşünüyorum,bir şey yapmadan,düşündükçe karışıyorum,karıştıkça düşünüyorum :( sanırım deliriyorum sonunda,huzur muzur yok oldu hayatımdan,çekti-gitti,terketti beni..Oysa bir zamanlar kendimi mutlu edecek ne çok şeyim olurdu,huzur yerlerim vardı,bunalırsam kaçar giderdim sığınacağım o yerlere,gider saatlerce otururdum merdivenlerinde,bahçesinde..şimdi oradan da uzaktayım,evimden de uzağım,İstanbul'dan hele çok uzağım..Şu kasvetli günde içimi aydınlatacak tek şey kucağımda yatıp,saçlarını okşayabileceğim biri olabilirdi ancak,onun huzurlu mırıltıları ile film izlemek ya da içmek mesela..Sonra uyumak kollarında,uyanıp sevişmek sonra yine uyumak..Ama o da çok uzak bana,ve başkasını da istemiyorum yani yalnızım kısacası,Rüya'm seni özlüyorum,tahmin edemeyeceğin kadar çok seviyorum seni,ne olurdu anlık bir düş olmasaydın..Ne olurdu şimdi kucağımda yeniden yatıyor olsaydın..Korkmadan,çekinmeden okşasaydım siyah saçlarını yeniden..Tek istediğim sensin bu gün..Bu gün bana huzuru bir tek sen verebilirsin..
Sevgiyle kal düşüncelerimde büyüttüğüm güzel ''düş''üm....

26 Temmuz 2009 Pazar

senin sarhoşluğunu özledim...

içtim işte..hemde çok,ama seninle olduğu gibi huzurlu değil,dağıtıp,zihnimi senden arındırmak için içtim bu kadar..beceremedim ama,her anında sen vardın,seninleydim,gözlerindeydim..olamayacağını bile bile..senin kokunu tekrar duyamayacağımı bile bile...bu gece benim gecem olsun istedim,senden bir miktar uzak olabilmek adına,olamadı yine..yine hep hafızamdaydın,neden böyle?imkansızlığını bile bile neden istiyorum seni?neden özlüyorum bir hayali?bu gece ben sarhoşum istediğim gibi yazacağım gönlümden geldiği gibi..keşke olsaydın,keşke yakalayabilseydim seni Msn denen zımbırtıda...Belki biraz cesur davranıp içimden gelen herşeyi anlatırdım sana da,bu gece benim gecem olsun diye ümit ettim sen bambaşka bir şehirde bambaşka bir mekanda içtin,ben başka bir mekanda..Belki de sen rakının keyfini sürdün ben viskinin..Sende seversin viski'yi biliyorum,hele jack'i...bu yüzden her yudumumda seni de andım ey hayalim..Planladığım gibi dans edemedim özgürce,seni aradı gözlerim,bir kaç yüz gördüm sana benzetebileceğim ama hiçbirini benzetemedim sana,yakıştıramadım kimseyi..Hep biraz eksik kaldılar..Ve vazgeçtim,pes ettim benim gecemden(!)Bizim gecemiz oldu senden habersizce,bilsen gülersin herhalde böyle bir saçmalığı,ama keşke yanımda olsaydın seninle yudumlasaydım viskimi,seninle dans etseydim keşke..Belimde senin ellerin olsaydı,dudaklarımda senin dudakların..

24 Temmuz 2009 Cuma

sadece bir düş

ne yazacağımı bilmiyorum,hava aydınlanmak üzere ve ben yine yalnızım,ve hep yalnızım..evimde ki şu saatlerin bana verdiği huzur başka,ama eksiğim yine de...bir şey var eksik olan...
bahsetmiştim ya,bir gece çok güzel bir rüya görmüştüm ve etkisinden kurtulamadım diye,hala sürüyor kendimi dizginlemeyi öğrendim sonunda(her zaman yaptığım gibi(!))
artık daha az düşünmeye çalışıyorum rüyamı,gözlerini hatırlamamaya çalışıyorum,kokusunu duyuyorum sokaktayken yanımdan geçip giden birinde,dönüp bakıyorum ardından..gidişinde kalan kokuyu kokluyorum...
bunların hiçbirini yapmamalıyım,yapmamalıydım..geri alamıyorum,ileri de gidemiyorum..daha az düşünmeye çalıştıkça bir yerlerden rüyamı hatırlatacak bir iz buluyorum..tek bir hatıraya bağlı yaşanır mı?yaşanmamalı,yaşanacak başka güzel anlar olmalı değil mi..Ama şartlar buna uygun değilse,bir daha görülemeyecek kadar güzel bir rüya ise bu,mecbursundur tek bir hatıraya mahkum olmaya..
zamanın akışına şaşırıyorum 13 gün olmuş o rüyadan gideli..o siyah bakışlardan uzaklaşalı..ben hala neden böyleyim peki?neden her gece yatağıma giderken sadece yine görebilir miyim acaba diye umutlanıyorum?
bir hayale kapılıyorum,uykuya dalıyorum rüyalarım da eksik artık,tadları yok..
yazmayacaktım bir daha bunun üzerine,playlist'ini dinliyorum şu saatte yazmak istedim birden bire..
sevgili rüya'm;biliyorum bir daha göremeyeceğim seni düşlerimde,ve artık beyaz şarabı öyle huzurla içemeyeceğim belki de,beni tanımıyorsun bile,ama bakışlarında farkettiğim ve kaybolduğum derinlikte saklanan o halini sevdim senin sadece...işte hepsi bu..bir rüyaya aşık olmuş aptalın tekiyim ben..

23 Temmuz 2009 Perşembe

Şimdi olsaydın keşke...

Tayyip ampule benziyorsun!

Tayyip Erdoğan'ın oğlu terhis olmuş!
Ne büyük haber doğrusu,aslında evet büyük haber..21 gün içinde vatanı milleti için eminim çok ter dökmüştür,çok operasyona gitmiştir,çok emek vermiştir çooook...(!)
Dallanıp budaklandırıp yok yemin töreniydi,yok teslim olma anıydı vs..cart-curt...Tayyipçim oğluşuna bir gemicik daha alırsın terhis hediyesi olaraktan ha?Emekliye memura sadaka verir gibi zam,verdiğin zamlardan sonra da gelen suya zam,doğalgaza zam ne olacak peki,kaşıkla verip kepçeyle çıkarmak diye buna denir işte..Bu kadar ulu orta sömürüyorsunuz insanları,kimse de tek laf etmiyor bu beni iyice çileden çıkarıyor..Arkadaşımın bir iletisi vardır beğendiğim,''başına geleceklere tepkin yoksa başına geldiğinde tepinmeye hakkın da yoktur''diye..Geriye gittikçe gidiyoruz,geçmiş özlemiyle yaşıyoruz!Geçmişe bakmaktan gelecekten eser kalmadı..Ve böyle bir ülkeye asla bir evlat kazandırmayacağım asla!böyle çirkinliklerle dolu bir yaşama heba etmeyeceğim onu..Gelecekle ilgili hiç umudum kalmadı desem yeridir,insanlar susuyor,insanlar korkuyor...Anlatılanlara dudak büküyor..Tayyip gemicik koleksiyonu yapsın,bizler de üç kuruşa eyvallah diyelim..Tam da istedikleri gibi!!!
Aferin bizlere aferin.....

22 Temmuz 2009 Çarşamba

''Sersem kız''

ilk okul arkadaşlarımın haftası oldu bu hafta..Bu kez Onur ile görüştük,şirin cici bir sokak bar'ında birer bira içtik,sohbet ettik,nereden nereye diye söyleştik,nostaljik günler yaşıyorum blogcum..Yıllar sonra beraber okuduğun,en son mavi önlük ya da gri forma ile gördüğün arkadaşlarını görmek güzel bir duygu..Fakat bu akşam bende bir arıza oluştu,bir tane bira beni adeta maymun etti,öncelikle feci başım ağrımaya başaldı,eve döneceğim otobüs yerine numaraları benzeyen başka bir otobüse bindim ve evimden epey mesafede abuk sabuk bir semtte indim,ve oradan bizim semtimize araç yok,onu geç taksi durağı bile yoktu..Ben buçuk ataraktan bayaa bir yol yürüdüm,eve nasıl ulaştım farkında değilim,bir güzel kızdım,sinirlendim kendime sonra da..Biranın üzerine o denli yol yürümek baş ağrımı iyice dayanılmaz hale getirdi,ilk kez erken uyuyacağım bu gece,birazdan sızarım hatta koltukta..başka bir sorunum yok ama şu baş ağrısı dayanılmaz..Aslında ada çayı kaynatmam lazım üşenmezsem..bu günün parçası ise Ayla Dikmen''Aşk defteri''....Bu arada ''yemekteyiz'' adlı sayko program reytinglerini geri kazanmak amacıyla ne yapacağını şaşırmış durumda,program tamamen şov programına dönüştü,bir ünlülerimiz eksikti(!)

21 Temmuz 2009 Salı

IssızAdam!

bu gün sulu gözlülük ve alınganlıkta liste başıyım...Dance in the dark'ta kendimi kaybettikten sonra birde türkiş dram olarak patlattım Issız adam'ı..4.'ye izledim,4.'ye kızdım küfür ettim...
Şu tribi sevmiyorum ya,ben ıssız adamım bağlanamam,uzun ilişki bana göre değil diye..Çağan'ın neredeyse tüm filmlerini sevdim,filme diyecek pek bir şeyim yok,beni rahatsız eden tek şey seslerin fazla yankılanması ve çiğ kalmasıydı,ama bu sadece kişisel eleştirim,konu güzel,seyirciyi yakalayacağı yeri biliyor adam:) Kızdığım şey Alper'in Ada'yı kaybedene kadar kızcağızı umursamaması,en başta ise sadece yatağa atmak istemesiydi,yani Alperciğim Ada'dan sonra kendini yine seks partnerlerine vermeye gitmek için hazırlanıyorken kırılan bardaktan fırlayan minik tokayı görünce zırlamanın bir faydası yok!
Karizma tripler edeyim derken oluverdin mis gibi hatundan..Kızıyorum sana ve senin gibilere,ve kendime de...!
Kendime kızıyorum çünkü Ada gibi sevişemedim hiç bir zaman,onun gibi sevgimi sonuna kadar katıp,özgür olamadım belki de..Ve kadın olduğum halde Alperin o salak triplerine daha çok benziyordu huylarım,tavırlarım..Bağlanmak,uzun ilişkiler vs..bana tamamen sapıklık gibi geliyordu,yalan gibi geliyordu..Diyeceğim o ki;lafı fazla uzattım başım da ağrıyor zaten,ne diyeceğimi de unuttum(!) amaaan alperin .mına koyim adaya bişi olmasın yahu=)

20 Temmuz 2009 Pazartesi

Rahatlama metodları



















Bu gün dokunsan ağlayacak haldeydim,ağladım da..Film izledim ağladım,makale okudum ağladım,müzik dinledim ağladım,köpüğe sarıldım ağladım..
Ağladım da ağladım..hiç sevmem ağlamayı,allahtan yalnızdım evde..Ama rahatladım biraz..Şimdi daha iyi hissediyorum,köpük gözyaşlarımı yaladı,ağlama der gibi..Bu arada günün parçası Aziza mustafa zadeh yorumuyla Uzun ince bir yoldayım..Ard arda yüz elli kere dinlemişimdir heralde:)
Aşık Veysel'i anmadan da geçmeyelim,ruhun şad olsun Aşık'ım...

Özlemek

Frank Sinatra'dan en sevdiğin parçalar var playlistim'de...Dinliyorum senin için...Bu akşam seni özledim..Deli adam,onunla ya hiç anlaşamayız ya da çok sıkı iki dost oluruz..Ortası yok sevgimizin..Ne olursa olsun hayatımdan atamadığım tek adam o..Annemle kavgaları,eskiden yaptığı hataları bile onu soğutmadı benden..Belki de beni koşulsuzca seven tek dostum o..Babam..Köpük'te özledi seni,baba nerede diye soruyorum balkondan aşağılara doğru bakınıyor geliyormusun diye..Annem bile belli etmemeye çalışsa da özlüyor,düşünüyor seni..bu ilk uzun ayrılığımız alışmak kolay değil,bazen sana çok ihtiyaç duyuyorum..sabahları bizleri öpmeden çıkmazdın evden biz de uykumuzu bölüyorsun diye hep homurdanırdık sana..Şimdi o sabahları da özlüyorum..Seninle gece yürüyüşlerimizi,kar yağdığında bir şişe vermut şarabı alıp onu bir parkta içmeyi özlüyorum,ablam sen ben karlarda nasıl da yuvarlanırdık..Eğlenirdim seninle baba,sevgimi herkese çok açık belli edemesem de seni-sizi çok sevdim hep..Minik bir kızken de yeni yetişen bir kadınken de hep sevdim seni..Anlıyorum,biliyorum içindekileri..Bu yüzden kızamıyorum sana..Tek dileğim ömrünün son yıllarını huzurla ve hayalini ettiğin gibi geçirmen..Sen benim babamsın,tek dostumsun..Ettiğimiz kavgalarda sana karşı söylediğim kırıcı sözler için özür dilerim,affet beni,hiç birinizi kırmak istemem aslında..Daha dikkatliyim artık tartışmalarda,sonradan pişman olmamak için..Hele bu pişmanlıkları itiraf edebileceğim tek kişi yoksa yanımda...Kızın büyüyor baba..Hayatına giren-çıkan herkesten herşeyden kendine pay çıkartarak büyüyor...Ve hep öğütlediğin gibi;ne yaparsan yap ama ertesi gün gözlerindeki ışık sönmeden yap diye...Yaptıklarımdan pişmanlık duymuyorum baba..Öğütlerine uyuyorum,kıyamazsın gözümdeki ışığın kaybolmasına biliyorum.
Bu gece sana her zamankinden daha çok hasret duyuyorum,belki de konuşacak kimse yok diye yanımda bilmiyorum..Keşke olsan da biz yine didişsek sonra da barışsak..Ah babam ah kızın aslında hiç büyümek istemiyor,içten içe geriye dönmek istiyor ama elinden bir şey gelmiyor..Alışacak zamanın hızına zamanla! Kabullenecek artık bir kadın olduğunu..ama hangi yaşta olursa olsun her zaman kulağımda çınlayacak bana olan öğütlerin..
Işığın hep yanımda baba..Annemin ve senin yolumda sönmeyecek olan tek ışık olduğunuzu biliyorum ve adımlarımdan korkmuyorum....İkinizi de çok seviyorum...

İlk okul arkadaşlığı

Bu akşam yıllardır görüşemediğim ilk okul arkadaşım ekin ile buluşmaya karar verdik,bursa'ya gelmiş ve görüşmemek olmazdı,iyi ki de üşenmeyip atmışım kendimi sokağa..
Yıllar sonra mavi önlüklerden sıyrılmış,dış görünüşleri,fikirleri gelişmiş halde bir araya gelmek çok güzeldi..Dayakçı sınıf öğretmenimizi bol bol andık(!) sevgiyle!!
Ekin'i çöp kutusuna oturtmuştu aklımıza geldikçe gülme krizine girdik bir yandan da küfürler ettik..Starbucks'daki şık! beyefendiler ve hanımefendiler bize ters ters baktı çok güldüğümüz için..Aslında bira içmek istemiştik ama bu gün kandil olduğu için koca bursa'da açık mekan bulamadık kahve'de karar kıldık..Çok ta iyi geldi..
Neyse efendim ne diyorduk=) Ekin moda tasarımı okuyor,ileride bende sanat yönetmeni olucam ya hani işte beraber iş yaparız diye şimdiden plan yapıyoruz ama en başta gelinliğimi o tasarlayacakmış=)büyük adam olunca da beraber bir proje yapabiliriz..Ben eşcinsellikle ilgili bir senaryo yazmak istiyorum o da ben seve seve oynarım konulu konusuz diyor:) gülmekten karnım ağrıyor şu an hala..
İşte böyle sevgili blog'um..Eğlenceli ve bol kremalı fırapiçinolu bir akşam geçirdik,evime döndüm duşumu aldım pijamalarımı giydim ve buradayım...köpüğüm eve gelince üzerime atladı dişimi kıracaktı neredeyse bir de bu çıkacaktı başıma ama allahtan olmadı bişey..Annem balkonda ona eşlik etmemi bekliyor gece çayı için..şimdilik kaçıyorum,Ekin seni görmek güzeldi arkadaşım umarım kısa zamanda yollarımız yine kesişir..

19 Temmuz 2009 Pazar

Bir tatlı huzur


Kültür pisisi=)

Kandil sabahı!

Bu gün kandilmiş...Sabahın köründe alacaklılar gibi kapının acı acı çalınması ve köpüğün sinirli havlayışına karşın şöyle gerine gerine uyanmak yerine,küfür ederek bir anda sıçradım yatağımdan,üstüne bir de takılıp düşme tehlikesi atlattım...Kandillerde kapı kapı dolaşıp para toplamak çocuklar için bi reğlence olmuş olsa da ailelerin bazı şeyleri öğretmesi gerekmiyor mu bu çocuklara? Her türlü kapıyı çalıyorlar,açılıyor ya da açılmıyor ama açılan kapılardan birinde bir sapığın yaşamadığı ne malum...Ve hele ki çocuk tacizlerinin had safhada olduğu bir ülke de yaşıyoruz...Bence anne-babalar yeteri kadar ilgilenmiyorlar çocuklarıyla..Doğurup doğurup sokağa salıyorlar ve bu beni çileden çıkarıyor,olay gelip para istemeleri değil,suç onlar da değil..suç para istemeleri de değil,ufacık çocukların mahalle mahalle yalnız başlarına dolaşabilmeleri beni düşündüren şey..Ben de mahalle kültürünü yaşadım,çocukluğum çok ta güzel bir Bursa mahallesinde geçti,köşk çocuğu değilim,biz de kandillerde ip tuttuk para topladık sonra o paralarla gidip ''çukulata'' alırdık tadı da apayrı olurdu...Ama ben kapımın önünden ayrılamazdım mesela..Günde bir ya da iki saat kapımızın önünde arkadaşlarımla evcilik oynar,ip atlardık..Şimdi ki çocuklara bakıyorum da yaşadıkları çocukluk ileride yüzlerinde tebessüm uyandıracak cinsten değil..Şu anki evimizin önünde bir çocuk parkı var,izliyorum onları,ağızlarında benim bilmediğim küfürler,kız çocuklarında bile..Birbirlerinin arkasından konuşup konuşup kavga çıkartıyorlar koca koca bilmiş insanlar gibi...Anneleri örnek alıyorlar kısacası..Günlerde ne konuşuyorlarsa,ne görüyorlarsa evcilik oyunlarında da onları sergiliyorlar..Suç nerede acaba..Annelik iki dakika ıkınıp ta 6 yaşına kadar büyütüp sonra da sokağa salkmak mı?kendileri rahat rahat dedikodu yapsın diye çocukları evden def etmek mi?Başlarına bir şey geldiğinde dövünüp durmaları bir şey ifade etmiyor bana..Sahip çıkmıyorlar,çocuklar yalnız başına büyüyor bu zamanda!!! Kim çağırırsa gidiyor,güzel bir yalana hemen kanıyorlar..Ve ülkemizde bu kadar çocuk tacizinin olması,bu kadar çok kaçırılmanın olmasının en büyük nedeni de bence anne-babalardır..Çocuklar evlerinden kaçırılmıyor çünkü,demek ki biraz sahip çıkılmalı bu çocuklara...Arkadan dövünmelerin bir anlamı gerçekten yok çünkü....

15 Temmuz 2009 Çarşamba

Yağmurla gelen tembellik

Günlerdir beklediğim yağmur bu gün nihayet geldi,serin hava ve mis gibi toprak kokusu ile uyandım..Hava böyle sonbaharı andırıyorken hafif yenilen kahvaltılardan biraz uzaklaşmak istedim bu günkü kahvaltıya çıtır çıtır gözleme yapıcam=) ondan sonra çok işim var makineye format gerekiyor artık bütün günümü bununla geçiririm,halbuki bu gün deniz kenarına ya da köye gidip biraz çekim yapmak istiyordum ama maalesef gidemicem...iyice acıktım gözlemelere başlasam iyi olacak..

14 Temmuz 2009 Salı

''Sur le fil''

Ortalık aydınlanmaya başladı,toz mavi gökyüzünde kara kara bulutlar ürkütücü bir görüntü sergiliyor,balkondan şehire doğru baktım yüzlerce bina,ev,iş yeri..yeni bir güne hazırlanmaya başlayacak insanlar birazdan,yollar kalabalıklaşacak,caddeler insan dolacak,bu kalabalıklıkta ben yine yalnız olacağım tam da istediğim gibi,uyumamakta direniyorum ama belki de artık uyumalıyım,bir mucize olur da belki silinmez hafızam ne dersin..Sessizliğimle çığlıklar atıyorum,fonda ''sur le fil''...diyecek sözüm kalmadı kendime,kendime pes ettim bu gece,dudaklarımda yarım öpücüklerin acısı..

Sadece bir rüya

Change your heart,gecenin serinliğinde içimin daha da titremesine neden oldu..
Kaç gündür kendimde değilim,uyuyamıyorum,yemek yiyemiyorum,dalıp gitmemek için kendime uğraşlar bulmaya çalışıyorum..Uyursam uzun süre aklıma kazıdığım o anları kaybedeceğim diye korkuyorum,uyumamam bu yüzden...Rüya üzerine farklı rüyalar görmek istemiyorum..Keşke hep ''o'' rüyada kalabilseydim,keşke hiç ama hiç sabah olmasaydı..Keşke gerçeğe dönmeseydim,keşke doyasıya öpebilseydim,keşke şimdi keşkelerimle baş başa kalmış olmasaydım..o kadar çok ''keşke'' diyorum ki şimdi..Ama çare yok..Bir kez görülen bir rüyaydı bu,en kısasından hemde..Keşke böyle derin olmasaydı da bu kadar kaybolmasaydım içinde..Her güzel şey bitimli mi böyle?
Masum bir rüyaydı işte..Ötesini sorgulama,yoklama,arama..Bitti-gitti-tükendi...
Biliyorsun sende,başından biliyordun üstelik!Bile bile,hislerine söz geçiremeden,mantık dışı olduğunu göre göre yaşadın bunu..Tamamen masumca bir rüya olacaktı,ötesi olmayacaktı,kalbinin sesine güvenerek yaptın bunu,kendi kendine bir daha olmayacağına söz vererek..Ama şimdi aklın sadece o rüyada..Yakalıyorsun değil mi kendini o anları hayal ederken..itiraf edemiyosun değil mi kendine seni bu kadar kolay alt edebilmiş olmasının hoşuna gittiğini..
O çıplaklıktan utanmadığına şaşırmıyorsun değil mi?Ellerinle kollarınla ruhunu örtmeye çalıştığının tamamen boşuna olduğunu da biliyorsundur öyleyse..dokunulmamak,sevilmemek için uğraştığının da bir faydası olmadı..Gizleyemedin değil mi beyninden geçenleri..Ve ilk kez bu kadar gizlenemediğin için mutlusun..Günlerdir bunları düşünüyorum..Neydi gerçek olan diye..
Bir rüyanın etkisi bu kadar sürermiydi?Bu kadar iz bırakırmıydı?Bu kadar düşünceye neden olabilirmiydi?Soruyorum,arıyorum,düşünüyorum,kendimi yiyorum ama bulamıyorum..göremiyorum..bilemiyorum...

13 Temmuz 2009 Pazartesi

Gecenin koyu karanlığı ve çelişkilerim

Şehire uzaktan ve tepeden bakan evimizin balkonunda epey oturdum yıldızları seyrettim,yağmur bulutları dolu,hava serindi,köpük yanımda uyudu ben başını okşadım..Uyumak için yatağıma gitmiştim oysa ki,ama döndüm-debelendim uykum kaçtı kalktım çaresizce..Herkes uyuyor,ben günlerdir uykusuzum..Cuma gecesinden beri..Uykusuzluktan öleceğim sanırım,ama sabahın ilk ışıklarını görmeden de edemiyorum..Gece olunca ve kendimle kalınca düşüncelerime gem vuramıyorum,elimde olmadan hayatımla ilgili vermem gereken köklü kararlara dalıp gidiyorum,oysa ne yeni bir başlangıca,ne yeni bir elveda'ya halim yok,yorgunum,tek istediğim sorgulanmamak..Bana dokunmayan yılan bin yaşadın modu yani..bir boşvermişlik aldı gidiyor,oysa artık bir şeyler yapmalı..Deli olacağım kendimle konuşmaktan..Gelip geçer diye umut ediyorum bu sancı..Bu karın ağrısı başa bela,görülen kabus ya da en güzel rüya sonrası uyanır ya insan hani,aklı hep orada kalır uzun müddet,kendine gelemez,gerçeğe dönemez,ya silip atmak ya da hiç unutmamak ister..Bu iki hissi de aynı anda yaşıyorum işte ben..Ne unutmak,ne silmek istiyorum..Kısacık zamanda yaşadığım anılarım yavaşça silinmeye direniyor oysa ben saniye saniye hatırlamak istiyorum onları,yatağıma uzandığımda yüzümde bir tebessümle hatırlamak istiyorum yaşadığımı..İkilemlerden nefret ediyorum,net olabilmeliyim büyüdüm artık..Gel gelelim ki içimdeki ufaklık ortalığı karıştırmaya hep devam edecekmiş gibi görünüyor..Ne yapalım çekeceğiz anlaşılan bu karmaşayı,umarım bir gün tamamen ''kristal'' gibi olabilirim...

12 Temmuz 2009 Pazar

Ve..Son


bu gece yazdıkça yazasım geliyor,bir çoğunu da yazmıyorum oysa ki..kendi kendime konuşurken buluyorum kendimi,kızım diyorum 'deliriyorsun'..ben sussam içimdeki susmuyor..içimdeki susmayınca ne uyuyabiliyorum ne kendimi bir şeye verebiliyorum e hadi diyorum 'yaz' öyleyse..ama aklı başında yaz..Aklım başımda değilken nasıl akıllıca yazabilirim bunu da bilemiyorum...akıllı olmak ne demek bunu hiç bilmiyorum..bilmediğim o kadar çok şey var ki hayata ve kendime dair..ve aşka,sevgiye dair..
Kendi başıma kendimle baş edemiyorum..Son günlerde yaptıklarım ve yaşadıklarım mantıklı değil,bunu bilerek üstüne üstlük akıllanmak bir yana iyice gaza bastığım bir ruh hali içerisindeyim..ve işin kötüsü ne oraya ne buraya aitim..ortada kalakaldım..hislerim mantığımla çarpışıyor,ben sus dedikçe içimden ses iyice yükseliyor..''bırak artık'' diye..''özgürlük kavramı'' hakkında bir şey yazamayacağım çünkü olay özgürlük kavramını aşıyor..beni kimse ne kısıtlıyor ne hapsediyor,tüm yaptığım kendi kendimi hapsetmek..kapılarımı kapatmak,kilitlemek ve anahtarıda yutmak..
nereye diyorum kendime nereye?nereye kadar gidersin daha böyle..yaşanacak güzel günler,tutkulu geceler,karşılanacak sabahlar olacak,rüzgarın söndürdüğü mum ışığında yudumlanan şaraplar,sohbetin en keyifli anında içilen rakılar olacak yanında beyaz peyniri,kavunu ile..Tartışılacak düşünceler olacak,pembe çarşaflı yatakta çırılçıplak kalınacak,tenler kavuşacak-eller kenetlenecek sımsıkı..Ayaklar birbirine dolanacak..''Bir'' olunacak ve tüm ruhunla yaşayacaksın bunu..terler birbirine karışacak,gözlerinde endişe değil mutluluk olacak..Eğer inatlaşmazsan içindeki keçiyle mutlu olacabildiğin anlar daha fazla olacak..

Hadi artık nefes al biraz..şarabın,rüzgarın,sönen mum ışıklarının,ürperen tenini ısıtan sıcaklığın,ellerine kenetlenen elin,karşısında çırılçıplak kalmaktan utanmadığın adamın gözlerindeki derinliğin tadını çıkar...

Bir kez daha göremeyeğim bir düş...

Daha içimden geldiği gibi nefes almayı öğrenememişken ve beni bir çırpıda silkeleyebilen o 'düşünceli adam'a kendimi teslim edememişken..söylediklerine kulak verememişken...ona içimden geldiğince dokunamamışsam,dudaklarına tüm arzumla öpücükler konduramamışken,ellerimi tuttuğunda kendimi sıkmışken balkonda arkamdan sarıldığında boynumu koklayıp öptüğünde ona yüzümü dönüp sımsıkı sarılmamışken beni örnek almayın...Çünkü ben yaşamayı bilen biri değilim..ölü bir balık gibiyim,gözlerinde ışık olmayan rengi solmuş...Gördüğü güzel rüyalardan bile korkan...''o'' ise ruhumu okudu adeta,karşısında çırılçıplak kaldım,ne yapacağımı bilemedim,elimi nereye koyacağımı şaşırdım..Avuçlarım terledi,hayranlıkla dinledim sesini,gözleri öyle derindi..Ucu bucağı olmayan derin bir kuyu gibi,kara,kop koyu..ve ışık dolu..Benim sönmüş gözlerim kamaştı yüzüne baktıkça,doyasıya bakamadım da..Yaşayamadıklarıma yanıyorum şimdi..ondan artık tamamen uzakta kaldığım ve kalacak olacağım için..Bir kez daha göremeyeceğim müthiş bir rüya olduğu için..Kızdım kendime,ne vardı yani biraz bende kendim olsaydım,biraz özgür..biraz cesur...olmalıydım da...bunu haketmişti...koşullar farklı olsaydı tutmazdım böyle kalbimi..Bırakırdım olduğum gibi..Tüm ruhumu tüm bedenimi tüm düşüncelerimi paylaşırdım..kaçtıklarımı yüzüme vurduğu için,bildiklerimi onun da bildiği için..canımı yaktığı ama gerçek olduğu için..şarabı ilk kez bu kadar ''tat'' alarak içtiğim için..yolumdaki taşları temizleyebilmek için benimle ''gerçekten'' konuştuğu için..Teşekkür ederim ''masumiyet'' dolu gece için....

10 Temmuz 2009 Cuma

Ve..Paylaşmak


Une belle histoire

Bu sabah uyanır uyanmaz açtım bu muhteşem parçayı,içimde bir kuş kanat çırpıyor sanki bu parçayı dinlerken,gözlerimde ufak bir pırıltı birikiyor,ama gelip geçiyor-hüzün ve huzur bir arada nasıl oluyorsa oluyor-yaşıyorum işte bu hissi..Fransızca romantik parçalar dinlerken kendime ait aşkı değil de bu parçayla aşk yaşayan kişiler geliyor aklıma,o dönemin sevdalıları..
Bu parçayı dinlerken kaybettikleri aşklarına ağlayanlar,bu parçayla sevdiğine romantik anlar yaşatanlar,bu parçayla içenler,bu parçayla sevişenler...Gözümün önünde sahil beliriyor,insanlar bir ağızdan eşlik ediyor..Hayalbazlık işte benimkisi....Kendimin değil de diğer insanların ve hatta şu an hayatta olmayan insanların hayatlarına yolculuk etmek...Onların hayallerini tahmin etmeye çalışmak,onların bitmiş hayatlarının bir parçası olmak istemek..

Güneşli bir günde ilk buluşmaya gitmek için hazırlanan genç kızlar ne hissediyorsa onu bulmak istiyorum belki de..Yaşanmışlıklar-yaşanmamışlıklar ile dopdolu hayatların içine saygısızca giriyorum bazen kızıyorum kendime ama hayal işte..Düş gücü benim ki...Bu yüzden daha masumane yaptığım şey..Oysa o kişiler bunu hissediyordur eminim..Kendini bilmezin biri özel hayatlarını ırgalıyor..=)kötü bir niyetim olmadığını da biliyorlardır o zaman..Bitmiş tükenmiş ömürlerinde yaşayamadıkları ne varsa belki de kendim yaşayabileyim istiyorum onlara adamak uğruna..Ruhlarını biraz olsun ferahlatmak adına..
Bu yüzdendir merakım sevgili genç kızlar ve genç beyler...Yaşlanıp ölmüş ya da elinizde olmadan ölmüş de olsanız..Bilseydim arzularınızı,söylemek istediklerinizi elimden geldiğince gerçekleştirirdim onları...Eski aşkına olan özlemini söyleyemeden göçüp gitmiş birinin söylemediklerini taşırdım diğerininin taşına...

Hayaller gerçek olsa keşke değil mi???

08 Temmuz 2009 Çarşamba

Bu gece keyifli geçti,abla kardeş içtik bir güzel,mis gibi hava vardı,üşüdüm hatta..şarkılar söyledik,delirdik dans ettik bir nevi terapi gibiydi..rahatlamış hissediyorum,günlerdir hatta aylardır kendimi çok sıktım,çok bunalttım,çok hapsettim...hareketsiz bir dönem yaşadım,bu patlama noktamdı diye düşünüyorum..
Annem'in doğum günü yaklaştı,ona güzel bir kutlama hazırlamalıyım,evin organizatörü olaraktan=) Charles Aznavour dinliyorum,büyükannem düştü aklıma parçayı duyunca..Hayatımın kadını...Sevgimden öte bir çeşit hayranlık besliyorum ona,ama şu an küsüz=) çok sevdiklerimle çok didişiyorum ben,nedenini bilmiyorum.fazla sahiplenmek belki de,paylaşmak istememek...Çakırkeyf oldum bu gece,benden güzeli yok..Aynadaki yansımama aşık olacaktım neredeyse,oysa kendimi beğenmem pek..Bir huzur var içimde,önümde ki aşamalı yolu unutmuşçasına..Hindistan cevizli tütsü yaktım...açık havada dağıldı adeta tüm sokağa..biraz ağırdır hindistan cevizi kokusu ama çok severim..Mumlarımız da rüzgarda sönmekle yanmak arasında gitti geldi,ama hiç sönmediler..Direnmeleri hoşuma gitti..bir kaç sinek ısırığıyla noktaladık geceyi..bu gece daha erken uyumak istiyorum..Yarın çok güzel bir gün olacakmış gibi....

07 Temmuz 2009 Salı

Dönüş yok

gitmek istiyorum...
herşeyi bırakmak,ardıma bakmadan uzaklaşmak...adını sanını bilmediğim bir sahil kasabasına ulaşmak istiyorum...sadece mavi deniz,bir kaç küçük ev,küçük küçük insanlar olsun...sade olsun,yalın,gösterişsiz,az bilen ama sıcak insanların olduğu bir yer istiyorum..koca koca binalardan ne kadar uzaklaşabilirsem o kadar uzaklaşmak,ukala insanların ukala sohbetlerinden sıyrılmak istiyorum..sadece sevdiğim müzikleri ve kitaplarımı alacağım yanıma,ve çok çok düşlerimi...minik bir dünya kurmalıyım kendime,ben gibi...benim diyebilmeliyim..sadece benim...konuşacak bir kaç dost köpek bulurum nasılsa kendime,kaybolurum sularda,köpüklerin içinde..sahilde yürürüm çıplak ayak..şehir karmaşasından en uzak şekilde.. ama sonra bir gün dayanamam aile özlemine,başladığım her iş gibi bu da yarım kalır..döndüğümde arkamda kalmış bir kişiyi bulamam belki,ama ailem her zaman beni bekliyor olur..bak şimdi!!!düşlerimi yazarken tatlı birer düş olma özelliğini illa ki kaybediyorum...gerçekçi olmak istemiyorum,gerçeklerden biraz olsun uzakta olsam ne iyi olurdu oysa..oysa realizmden çok romantizm'i severim ben,bu ne ki şimdi..neden yazımın sonunda dönmeyi koydum ki aklıma?
Dönmeyeceğim işte..dönmeyeceğim...mavi dünyamda kendi başıma uçsuz bucaksız denizi seyrederek öleceğim...gelmeyeceğim bu şehire!Kim beklerse beklesin...sadece kendimi düşünmeliyim orada..kendimi bulmam gerek....kayboldum kirliliğinizde...arınmak gerek.....

kadın dediğin...


06 Temmuz 2009 Pazartesi

04:39

İstanbul'umu özledim ansızın..Ezanı duydum şimdi,karanlıktan gelen ilahi ses..Sabah ezanını Sultanahmet'te dinlemek vardı şimdi...O heybetli camii'den yükselen huzur veren,tüyleri ürperten sesi...sokak kedileri,tinercileri hep bir arada bu saatlerde orada...koyun koyuna...ısınmak için birbirlerine sokulurcasına,bir kez tanık oldum bu manzaraya..ve unutamıyorum da..İstanbul bir masal derler ya aynen öyle..Herkese verdiği-herkesten aldığı masal bir başka...Her insandan bir parça var içinde,her kültürden bir parça..Çingenesiyle,siyahıyla-beyazıyla,sokak kadınıyla,kedileriyle,köpekleriyle,kokularıyla,kenar mahalleleriyle seviyorum İstanbul'umu...Onu ''masal''yapan da bu...her insandan umut alan-umut veren bir şehir..masalların,hayallerin şehri..acıların,zaferlerin şehri..mutlulukların,kültürün,cehaletin,çokbilenlerin-hiçbilmeyenlerin,çiçekçi kadınların,torbacıların,her türlü insanın şehri...Acı ama bir o kadar da gerçek....Belalı birgenç kız gibi....

Bugünlerde...

özlediğim kokular geldi aklıma,uzakta olduğum her şehire karşı bitmek tükenmek bilmeyen bir gitme arzum,görmediğim her insan,yüzmediğim her deniz,okumadığım-sayfalarını karıştırmadığım her kitap,başını okşamadığım her çocuk beni çağırıyor sanki..ve gidemediğim için,kavuşamadığım için üzülüp-büzülüyorum içten içe...sığamıyorum kendime,oysa yapacak çok iş var önümde,gezilmesi gereken yerler,koklanması gereken bitkiler beklemek zorunda beni..ne acı...anında yapılması gerek,aklına estiğinde soluğu orada alman gerek,işlerin-okulun seni beklemesi gerek oysa ki..-değil mi-...kokular,tatlar bekletilmemeli-ertelenmemeli,ama insanoğlu hayatında her zaman isteklerini,arzularını,tutkularını bekletmek zorunda kalıyor'!!!kızıyorum,söyleniyorum ama günümüzün gerektirdiği durum bu..bu erteleniş bir mecburiyet...Türkiye'mde yaşam ertelenmek demek...Ertelemek zorunda olmayanlar ise doğuştan şanslı bence...Bizler okumak için,iyi bir insan olmak,iyi bir iş bulmak,iyi bir eş olmak için didinip zaman harcamak zorunda kaldığımız için kendimizi yiyip bitiriyoruz,zaman akıyor,ve heves tükeniyor sonunda...yıllarca çalışanlar,emekli olmak için uğraşanlar bir bakıyor ki emeklilik yaşı gelmiş ama ömür de gitmiş!!!alınan üç kuruş ise ne gezmeye,ne tatmaya,ne dinlemeye,ne koklamaya yetiyor...karın tokluğuna yaşamlar sürüyor ve bir gün bitiyor...erteledikleriyle,özledikleriyle,koklayamadıklarıyla,tadamadıklarıyla...geride kalan acı bir tebessüm..Hayatın güzelliklerinden payını alamadan gidiyorlar bu diyardan...Peki yanlış olan ne diye soruyorum...Türkiye'mizde yanlış olan ne!?Cevaplar uzuyor gidiyor beynimde,susuyorum..bir çoğumuz gibi...oysa susmak çare değil,konuşmalı...konuşmak çare mi peki..Bilemiyorum...Bir şeyler yapmalı-araştırmalı-konuşmalı-aydınlatmalı-hayatı yaşanır kılmalı...benim içimden gelen sesler bastırılmak istemiyor,ertelenmek istemiyor...Tüm insanların ki gibi..Ömrüm nasıl tükenecek merak ediyorum,çok ta endişeliyim-okuyup adam olduktan sonra iyi bir eş olabildikten sonra vaktim kalacak mı sesime kulak vermeye?Rüzgara kapılıp maviliklerde yolculuk yapmaya?Çocuklarıma anlatacak güzel masallar yazmaya?Sonu mutlu biten senaryolara imza atmaya?gözlerde ki anlık mutluluğu yakalamaya?Toz toprakta koşturmaya??Düşünüyorum...Korkuyorum...

Takipçilerim

Yorumlarınız